Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABDURRAHMAN DİLİPAK
Zarf ve Mazruf
14 Ocak 2013 Pazartesi 21:04

Zarf aynı zamanda zerafeti ifade eder. Aynı zamanda içindekini muhafaza eden şeyin adıdır. O muhafaza kabı içindeki şeyin gideceği adresi de ifade eder. Gönderen ve gideceği yer makam kişinin adı ve unvanını taşır.. Mazruf ise o zarfın içindeki şeydir..

Zarf ne kadar önemli ise mazruf da o kadar önemlidir. Bazan zarfın şekli ve yazının kalitesi gönderi biçimi yanında bir de üzerinde kırmızı bir mühür bulunur..
Niçin durup dururken bu konuya girdiğimi açıklamam gerekir..
Ama önce yine belirtmem gerekir ki, insanın bedeni ruhunun zarfıdır. Aynı şekilde derisi de bedeninin zarfıdır.

İşte, şehir de insanın zarfıdır. İnsan ise kentin ruhudur.
İnsanı kentten soyutlarsanız insan çıplak kalır.
Nasıl insanın görsel güzelliği teninde iç güzelliği aklında ve ruhunda gizli ise ve bunlar arasında birebir içe geçmişlik sözkonusu ise insanla kent arasında da böyle birebir içiçe geçmişlik söz konusudur.. Kötü insanların kötülüğü nasıl bazen suratına yansırsa bu kente de yansır..
Elinizin yüzünüzün kiri kente de bulaşır bazan.. Kentle insan "U borusu" gibidir aslında.. Biz toprağın aynı zamanda kentin çocuğuyuz. Biz kenti üretiriz, kentte bizi.. Kente fırlatıp attığınız ya da kentten söktüğünüz her şey bir bumerang gibi döner sizi bulur.
Nedense bizde kent üzerine fazla yazan kimse yoktur.. Kentli olmak kent tarihi, kent kültürü..
Bütün bunlar bir turizm pazarlamacısı tarzı ile ele alınır ya bir gazetecinin belgesel gözlemi biçiminde aromatize edilir..

Kentin bizim uygarlığımızdaki karşılığı medeniyetinde kökü olan Medine’dir.. Yesribi Medine yapan şeydir, Medeni olmak. "Zaman"a ve "mekan"a tanıklık etmektir.. Medeni olmak için Tanpınarın Beş Şehir’ini okumakla başlayabilirsiniz, ama kozmografya da bilmeniz gerekir. Sadece sanat tarihi, arkeoloji okumak yetmez. Kentin ruhu olan insanı tanımanız gerekir.. Yaratılış gerçeği ve fıtratı anlamamız gerekir.. O zaman kentli olursunuz. O zaman "avam" değil köylü-bedevi değil, havas oluruz. Eğer böyle yapmazsanız kente taşınmakla kentli olmaz kenti köye çevirmiş olursunuz.
Bizde bir ara Karayalçın döneminde Aydın Köymen bu şehir kültürü ile ilgilendi.. Şimdi şehir üniversitesinde kenti tanıma dersi var galiba. Şehir turları düzenliyorlar. Bir ara Murat Belge de kenti tanıma turları düzenliyordu..

Kentli olma üzerine düşünen bir "Aydın"ımızın soyadı KÖYMEN! İlginç değil mi? "Köy adamı-Köylü" gibi bir anlamı var. Yapma bir soyisim.. Hem aydın, hem köylü, hem de öztürkçeleştirme adına yapmacık bir isimlendirme.. Aydın bir kişiliğin şahsında sanki bir ironi gibi..
Sanırım kent ve kentli olmak üzerine hepimizin daha fazla okuması, düşünmesi, konuşması ve bir şeyler yapması gerek. Bu işler tek başına politikacılara ve bürokratlara bırakılamayacak kadar ciddi işler.. Belediyecilik sadece yönetsel bir iş değil. Sadece ihale açmak, ya da mühendislik işleri değil.. Katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla kenti içinde yaşayanlarla birlikte evrilmesini sağlamak zorundayız.. Kent bizi beslemeli ve biz kenti..

Bu yönde bir belediyecilik için e- belediyeci’lik yetmez. Hatta e-demokrasi de.. Herkesin iki günü birbirine eş olmaksızın çalışması gerek.

Selam ve dua ile..

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 941 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
FUAT BOL
TBMM 23. Dönem Milletvekili
MURAT BAŞARAN
Gazeteci / Yazar