Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
M. TAHA GERGERLİOĞLU
Sn. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anısına
15 Ocak 2012 Pazar 22:33

 

(E) Amiral Mustafa Özbey'in KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Sn. Rauf Denktaş ile alakalı anılarının olduğu mektubunu sizlerle paylaşmak istedim...

Değerli Dostlar.

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sn. Rauf Denktaş'ın kaybının arkasından medya, bu büyük lider hakında yoğun yayın yaptı. Hemen memnuniyetle ifade etmeliyim ki, bir zamanlar kendisine adeta "davaya ihanet" suçlamaları ile saldıranlar bile Sn. Denktaş görevden ayrıldıktan sonra  Kıbrıs'ta yaşananlara baktıklarında, bu "keçi inatlı"  liderin ne kadar haklı olduğunu, biraz da utanarak görmüşlerdir.

İzin verirseniz, kendisi ile olan bazı anılarımı, hazır konu güncelken paylaşmak isterim.

Aslında bizim kuşağın meslek yaşamında yolu Kıbrıs ve tabii Yunanistan'la kesişmeyen neredeyse yok gibidir. Ben galiba arkadaşlarımda biraz daha şanslıydım, çünkü kara görevlerimin tamamını Genelkurmay Plan Prensipler Başkanlığı'nda Y/K ile ilgii bölümlerle çalıştığım için benimki, "kesişme" değil, bodoslama içine dalıp bir daha çıkamama durumu oldu. Çok yorucu ve yıpratıcı bir konu olmasına rağmen benim meslek ve kişisel niteliklerime çok büyük değerler katmış olağanüstü anlamı olan görevlerdir.

1996 yılında Tümamiral rütbesine terfi edip, Gn. Kur. Gln.P. Yunanistan-Kıbrıs Dairesini kurup ilk yönetcisi olma onurunu aldığımda, daha önce çeşitli başkanlıklara  ve K Komutanlıklarına dağıldığı için koordinesizliklerin yaşandığı bu önemli sorunu düzeltme imkanım da olacaktı. Hızla kolları sıvayıp işe koyulduk. Her üç kuvvetten oluşan ve fakat Deniz Subayı ağırlıklı bir kadro kurdum. Kıbrıs meselesini bir toprak parçasını elde bulundurmak olarak  gören "karacı zihniyet"e karşın, aslında tüm Y/K sorunlarının bir "deniz yetki alanları paylaşımı meselesi" olduğunun içten inancıyla böyle bir kadrolaşmaya gitmiştim. Bu gün Doğu Akdeniz'de alevlenen deniz yetki alanları meselesi,  o tarihlerde Kardak adıyla aklımızda kalan Egemenliği Andlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemiş Coğrafi Formasyonlar meselesi, Y/K sorunlarına "denizci ve doğru" bakışın bir sonucudur.

 İlgili tüm bakanlık ve kamu görevlileinin de katılımı ile bir hafta süren çok kapsamlı bir seminer çalışmasından kendi yol haritamızı çıkardıktan sonra ilk Kıbrıs ziyaretimi yaptım. Bu ilk ziyaretimin bende bıraktığı en büyük anı ve lezzet, KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Denktaş ile yaptığım görüşmelerdir. Görüşmeler diyorum, çünkü yeni görevimin diğer şapkası da, BM'ler gözetiminde yapılacak olan toplumlar arası görüşmelerde Sn. Denktaş'ın Askeri Baş Danışmanlığını yapmaktı.

Sözlerine "Sen de kurucu başkansın, ben de kurucu başkanım bu nedenle karşılatığın sorunları tahmin ediyorum" diyerek başladı. Bir saat olarak planlanmış ziyaretim kendilerinin zamanını içtenlikle ayırması nedeniyle tam dört gün sürdü. Resmi görüşmeleri dışında her fırsatta beni davet edip, Kıbrıs meselesinin bir yanını sanki birine ilk defa anlatıyormuş gibi büyük bir iştahla anlatıyordu. Konuşurken bazen içtenlikle elinizi tutuyor enerjisin bana hissettiriyor, bazen araya bir açık fikra sıkıştırıyor ve söylediklerini çok iyi anlamanız için sizin dikkatinizi hep zinde tutmayı başarıyordu. Sn. Cumhurbaşkanı'nın bana bu karar uzun zaman ayırmasının nedeni, kısa bir süre sonra Trautbeck-Newyork'ta başlayacak toplumlararası müzakarelere beni hazırlamaktı. Bu toplantıdan çıkardığım Mustafa Özbey notları aşağıdaki gibidir:

- Çok iyi tarih bilmeden, tarih yazmadan lider olunamaz.

-Liderin "hedeften sapması" olamaz, ancak bazen bunu öne çıkarmayabilir.

-Trautbek'te de kendisinin daha önce çok şahit olduğu komedilerden biri oynanacak, hiçbir karşılığı olmayacak boş sözler için temel ilke ve  prensiplerden asla taviz verilmeyecek.

Kıbrıs Davası'nın mimarı bir büyük liderden, dört gün boyunca bu ulusal konuyu her yönü ile öğrenmek, yaşamımın en büyük meslek fırsatıdır.

Traautbeck görüşmeleri tam kendisinin öngördüğü gibi oldu. Dünyanın yedi düveli (Rusya ve Çin'de dahil) bir insanı karkunç bir baskı altına alıp pes dedirtmek istiyorlar. Her görüşme seansından sonra yapılan basın toplantılarında kendisini "nefret edilmek üzere sevilen insan" figürü olarak görmek üzere talimatlandırılmış basın ordusu karşısında yine aynı insan... Ben stres yönetimine bu kadar hakim bir insan daha sonra da tanımadım... Sn. Denktaş, tezine o kadar "inançla bağlı" ve derin tarih bilgisi ile de hakim ki, bu kendisine yenilemez bir üstünlük sağlıyor. Bunun sonucunda stresle baş etmek yerine, adeta stresten besleniyor ve performansı inanılmaz boyutta artıyor.

İki yıl boyunca, Glion-İsviçre BM gözetiminde devam eden toplumlar arası görüşmeler dahil uzun müzakarerelerimiz oldu. Aynı dönemde, GKRY'nin kendi bölgesine S-300 Hava Savunma sistemlerini yerleştirme  kararını; kurduğumuz askeri/politik/uluslar arası baskı orkestrasyonuyla kırmayı başardığımızi hatırlayorum. Yunanistan'ın GKRY üssüne iki F-16 kardırması sonucu, "misli ile mukabele" güç gösterimiz sonucu nasıl geri çekildiğini hatırlıyorum. Çok ciddi uluslar arası sonuçlar doğurabilecek bu fiili durum uygulamalarında, Sn. Denktaş'ın bizi yücelten desteğini hep gözlerim dolu hatırlayacağım. Ancak, yine tarihe bir not düşmek için hatırlatmak isterim ki, o dönemde uygulanan zorlayıcı askeri tedbirlerin tamamı, her türlü ayrıntılı risk değerlendirmeleri yapıldıktan sonra uygulanan çok titiz planlanıp icra edilen eylemlerdir.

Sayın M A Talat'ın seçilmesiyle Kıbrıs'ta yeni bir dönem başladı. Başta Denktaş olmak üzere, Türkiye ile KKTC arasındaki tarihsel göbek bağı koparılmak istendi. Ankara'da mukim AB elçisi bayan Karen Fogg'un bazı TC vatandaşı "imbedded" gazetecilerle yaptığı mesajlaşma aynen Öcalan'ın yakalanışındaki AB rezaletinin bu kez Kıbrıs'ta tezgahlandığını bizlere gösterdi. Ama hayat böyledir işte; pendulum, bir ekstreme doğru ivmesini tam tüketmeden, diğere yöne ve dolayısıyla normale dönemiyor. O dönemde "Türkiye dışarı" sloganlarına katılan topluluklar ciddiye alınması gereken büyüklüklere ulaşmışken, bu gün bunların sayıları bir elin parmakları düzeyine inmişse, Kıbrıs'ta büyük bir normal bilince dönüş yaşanıyor demektir.

Sözlerimi kapatmadan önce son bir vurgu da, Kıbrıs ve Yunanistan konularında "ver-kurtul" zihinyetinin de bunu savunanlar tarafından artık "mute" moduna almış olmalarıdır. Lütfen hiç akıldan çıkarmayalım her fırsatta ilgilenenlerle paylaşalım: Yunanistan Kıbrıs sorunu Türkiye ve bu ülkeler arasındaki deniz yetki alanlarını paylaşma sorunudur. Allahtan Doğu Akdeniz'de bazı H/K yataklar bulunmaya başladı da "jeopolitik denominator" bazı kişilerin gözündeki sürmeyi akıttı.

Sevgili Dostlar

Şayet Kurucu Cumhurbaşkanı Sn. Denktaş M A Talat zihinyeti iktidardayken vefat etseydi, çok eminim ki, derin bir üzüntü içinde ve gözleri açık ruhunu teslim ederdi.  Kıbrıs'ta tarih normale dönerken bu büyük liderin bunu görerek hayata gözlerini yumması benim en büyük tesellimdir.

Ruhunuz Şad olsun, Sayın Cumhurbaşkanım

Saygılarımı arz ederiim

Mustafa Özbey

(E) Amiral

Eski Askeri baş Danışmanınız.

 

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 571 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
HULUSİ ŞENTÜRK
TSE Bşk./Yerel Yönetimler Uzmanı
Prof. Dr. HASAN FEHİM ÜÇIŞIK
Doğuş Üni. Hukuk Fak. Dekanı
CEVDET TELLİOĞLU
İletişim Stratejileri Uzmanı