Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YALÇIN TURGUT BALABAN
SEFERBERLİK HALİ
02 Ekim 2017 Pazartesi 10:34

1071’de Malazgirt’ten adımını atan ve yaklaşık bin yıldır Anadolu Kıtası’nı yurt tutan Türk-İslâm milleti; devleti o gün hangi ismi taşıyor olursa olsun (Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti) Hak-Bâtıl mücadelesinde Hıristiyan Batı’nın karşısında Hak’kın kalesi olagelmiştir.

Haçlıise, o günden bugüne, İslâm âleminin lokomotifi olan Müslüman-Türk’ü, Anadolu’dan sürülmesi gereken bir tehdit olarak bilmiş-görmüş ve aralıksız olarak savaşmıştır. Nihayet, geçtiğimiz yüzyılda, beş kıtaya yayılı Osmanlı Devleti’ni, içeridekiler marifetiyle önce parçalamayı, sonra da paylaşmayı başarmışlardır.

Sona kalan Anadolu topraklarını paylaşmakta birbirlerine düşeceklerini farkedince; İstiklâl mücadelesine kalkışan Müslüman-Türk’ün devletinin, yeni çizdikleri harita ve statüde devamına rıza göstermek zorunda kalmışlardır.

Daha sonra, haçlılar; Anglo-Saksonlar ileGermenler arasındaki kanlı hesaplaşmayı (2. Dünya Harbi) müteakip; kazanan Anglo-Saksonların (İngiltere-ABD) çizdikleri haritaya göre konumlanmışlardır.

Anglo-Saksonlar, bu yeni düzenin kollanması ve idamesi için, daimi silâh gücü olarak Kuzey Atlantik Paktı NATO’yu tesis etmişlerdir.

Yıllar içinde bunalan ve kendisine biçilen dar gömlekten çıkmaya teşebbüs eden Anadolu insanı; istisnasız her 10 yılda bir, bu NATO’nun yetiştirip kontrol ettiği kendi ordusu eliyle tokatlanmıştır. Milletin seçtiği yöneticileri alaşağı eden bu NATO yetiştirmesi ihtilâl liderleri; darbe  sonrası ilk cümlelerini “NATO’ya bağlıyız” şeklinde kurmuşlardır. (15 Temmuz’u başarsalardı, aynı cümleyi tekrar duyacaktık)

Türkiye’nin: “Ben kimim?.. Ve bu hâl neyin nesi?. NFK)” sorusunu kendisine sormasını engellemek için, NATO-Gladyo yapımı PKK otuz küsur yıl devletin başına belâ edilmiştir. Türkiye’nin onca yıl ekonomisini ve enerjisini emen bu belânın hakkından geleceği anlaşılınca da; bir başka NATO-Gladyo yapımı FETÖ devreye sokulmuştur.

15 Temmuz’daki NATO darbesi millet tarafından tepelenince, ele geçmeyen FETÖ’cü NATO subayları, haçlılara iltica etmişlerdir.

Evet, devlet, devlet siyaseti ve diplomasi noktasında, diplomatik bir dil kullanma mevkiindedir.

Ama biz, olanca bedâheti ile ortada duran gerçeği, açıkça yazıya dökmeye memur ve mecburuz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bin yıllık savaşın en şiddetli taarruzunun hedefidir bugün.

Anglo-Saksonlar (İngiltere-ABD) ve zorunlu müttefikleri Germenler (Almanya-Avusturya) başta olmak üzere tüm haçlı dünyası ve hepsinin arkasında İsrail; Türkiye Cumhuriyeti yönetimini açık açık hedef almışlardır ve tüm enstrümanları (aletleri) ile saldırmaktadırlar.

Yerli ve milliolmanın günü varsa, o bugündür.

Olmanın ya da ölmeningünü bugündür.

Milletin kurduğu Cumhuriyet, milletin seçtiği Cumhurbaşkanı, yani Ankara’daki merkezi yönetim, böylesine hayati bir 2. İstiklâl Savaşı’nın tarafıyken; yerel yönetimlerin bu mücadelenin dışında olması, düşünülemez bile…

Yerel yönetimler, o bölgenin insanıyladoğrudan ve en yakın temas halinde olan kurumlardır.

Cumhurbaşkanı’nın muhtarlara kadar uzanarak, içinde bulunduğumuz hâli izah etme cehdinde olduğu bu süreçte; yerel yönetimlerin bunun dışında kalması ve vurdumduymazlığı, kabul edilebilecek bir hâl değildir.

Kurum içinde, yabancı yapılanmaların uzantıları ile kesin ve kararlı bir mücadele ve temizlik yapılırken; yerli ve milli olan ne varsa teşvik ve destek verilmesi; yerel yönetimlerin yöneticilerinin en temel vatani görevidir bugün…

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 94 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
FUAT BOL
TBMM 23. Dönem Milletvekili
MURAT BAŞARAN
Gazeteci / Yazar