Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. HASAN FEHİM ÜÇIŞIK
Kentsel Dönüşüm
27 Nisan 2012 Cuma 09:35

Bu yazımızda, Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesince 16 Nisan 2012 tarihinde düzenlenen ve İstanbul Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği Başkanı Haluk Sur, GYODER Başkanı Işık Gökkaya, GYODER Başkan Yardımcısı Özlem Gökçe, Şehir Planlamacısı Faruk Göksu, Çalık Gayrimenkul Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Doç. Dr. Feyzullah Yetgin ve Doç. Dr. Besim Bülent Bali’nin birer bildiri sundukları Kentsel Dönüşüm Panelinde yaptığımız konuşmayı kamuoyunun bilgisine sunmaktayız.

Ülkemizde konut sorunu önceleri bir kamu barkası aracılığıyla çözülmeye çalışılmaktaydı. 1950’li yıllarda İşçi Sigortaları Kurumu (SSK) mesken kredileri uygulaması başlatıldı. Bu dönemlerde 1959 tarihli 7259 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile Gecekondu Kanununda olduğu gibi belirli konularda bazı düzenlemeler ve çok sınırlı uygulamalar yapıldı; ancak tarihi eserler, herhangi bir kamu desteği olmaksızın ve yenileme imkanı tanınmaksızın korunmaya çalışılmaktaydı.

Daha sonra 1984 yılında Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı (TOKİ) İdaresi kuruldu. TOKİ ferdi ve toplu konut kredisi vermekteydi. Bu Kanunun uygulaması, 1984 – 1991 yıllarında 900.000 konut için destek verilmesinin ardından, kredilerin tutarlı bir endekse bağlanmaması dolayısıyla, fevkalade daralmıştı.

03 Ocak 2003 tarihli Acil Eylem Planında gecekondulaşmanın önlenmesi ve konut seferberliği başlatılması öngörüldü. Anılan Plana göre, bu amaçla kentlerde, öncelikle arsa üretimi ve arzı artırılarak planlı şehirleşme sağlanacak, mevcut gecekondu alanlarında arazi değerlerine uygun ev verilmek suretiyle yenileme çalışmaları yapılacak ve dar gelirli vatandaşlarımız birkaç yıllık süre içinde kira öder gibi bedel ödeyerek ev sahibi olabilecekti.

Bu plan çerçevesinde ülke genelinde yaygın bir konut üretimi faaliyeti başlamış, konuyla ilgili çeşitli kanunlar çıkarılmış, Toplu Konut Kanununda değişiklikler yapılmış, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kaldırılarak görev ve yetkileri TOKİ’ye devredilmiş, Belediye Kanunuyla, belediyelere, imarlı ve alt yapılı arsalar üretmek, konut ve toplu konut yapmak, satmak, bu amaçlarla arazi satın almak, kamulaştırma yapmak, bu arsaları trampa etmek, işletme tesis etmek, şirket kurmak, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve bankalarla işbirliği yapmak ve onlarla ortak projeler gerçekleştirmek yetkisi verilmiştir (m.69, m.70). Anılan Kanuna göre, belediyeler, konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir (m.73).

2011 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurulmuştur. Bu Bakanlığın kurulması, 1982 Anayasasının sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı (m.56) ve şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacının karşılanması (m.57) konularındaki hükümleriyle son derece uyumlu bir gelişme olmuş ve kısa sürede konut ve şehirleşme alanında önemli çalışmalar yapılmış, bu arada orman vasfını kaybetmiş yerler, orman içindeki köyler halkına yeni yerleşim alanları tahsisi, afet riski altındaki bölgeler ve kentsel dönüşüm ile ilgili Tasarılar kamuoyunun tartışmasına sunulmuştur.

Bizce, İmar Kanunu, İskan Kanunu, Gecekondu Kanunu, afetlerle ilgili kanun, tarihi ve kültürel eserlerle ilgili kanun gibi şehircilik alanındaki kanunların ve diğer kanunlardaki ilgili hükümlerin bir Temel Kanunda toparlanması uygun olacaktır.

Kentsel Dönüşüm Tasarısında, dönüşüm alanı içindeki taşınmazların hak sahiplerine karşılık ödenmesi konusunda anlaşma yapılmasına öncelik tanınmaktadır. Bu usul isabetlidir; ancak fiilen anlaşma yapılabilmesi için ilgili kişilerde değerin gereği gibi belirlendiği kanaatinin uyanması gerekir. Bu konuda önerimiz, taşınmazla ilgili değerlerin belirlenmesinde tüm kesimlerin temsilcilerinin katılımının sağlanması, her bir projenin, hatta kentteki tüm projelerin bütünlük içinde değerlendirilmesi, ilgili kamuoyunun sürecin her aşamasında gereği gibi bilgilendirilmesi ve sonuçların tümünün ilan edilmesidir.

Hak sahiplerine, projeye katılarak taşınmaz sahibi olmak, başka bir projeden eşdeğer bir taşınmaz edinmek, hakkını nakit olarak almak, değer farkını alarak veya ödeyerek başka bir taşınmaz edinmek gibi, olabildiğince çok seçenek sunulmalıdır.

Değerlendirme sonucu ortaya çıkan para miktarları Bakanlıkça ilan edilen metrekare inşaat maliyeti birim kabul edilerek sertifikalara bağlandığı ve diğer projelerde de taşınmaz değerleri bu şekilde ilan edildiği takdirde, haksahipleri bir başka projeden kolaylıkla taşınmaz edinebileceklerdir.

Haksahiplerinin borçlandırılmaları hallerinde para değerindeki değişikliklerin etkisi yönünden hakkaniyete en uygun çözüm şekli, borç miktarlarının birim metrekare maliyet hesabıyla yapılması ve her ödeme döneminde Bakanlıkça ilan edilen yeni miktarın esas alınmasıdır.

Önerdiğimiz bu usul Toplu Konut İdaresi kurulduğundan beri uygulansaydı, 1991 – 2011 döneminde, önceki 7 yılda 900.000 konut için verilen kredilerin geri ödemeleriyle 1.200.000 konut üretilebilecekti. Çünkü, konut kredilerinin 15 yılda geri ödenmesi öngörüldüğünden, para değerindeki değişmelerden etkilenmeksizin bir döviz büfesi gibi çalışılması halinde, sürekli olarak her yıl (900.000 : 15) 60.000 konut için verilen kredilerin toplamı kadar geri ödeme olacaktı.

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 1735 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
FUAT BOL
TBMM 23. Dönem Milletvekili
MURAT BAŞARAN
Gazeteci / Yazar