Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MURAT BAŞARAN
CAİZ MİDİR?
16 Ekim 2017 Pazartesi 09:25

“Bir insan niye belediye başkanı olmak ister?” sorum gibi, “Belediye’de bir tanıdık bularak veya belediyede bir görevliye hediye- menfaat temin ederek, herkes için geçerli bir imar oranını kendi lehine arttırmak caiz midir hocam?” sorum da, maalesef beni “Ne gıcık herif” tarifine düçar kılıyor.

Nur içinde yatsın, rahmetli babam eğer İstanbul’un bir köşesine çöküp etrafını çevirseydi, bugün ben bu soruları sormak yerine vallahi sezonun son tatili için plan yapıyor olurdum.

Keyfime düşkünümdür.

Yapamıyorum. Param yok.

Dolayısıyla parası olanlar, bir şekilde “Beceriksiz, bi baltaya sap olamamış, onun için öteye beriye çatıyor!” eleştiri/ sövgüleriyle vicdanlarını rahatlatabilirler.

Neyi eleştirdiysem başıma geldi.

Az önce rahmetle yâdettiğim babama epey çektirmişliğim vardır.

O neyi çok sevse, ben muarız olurdum.

O gitti, ben şimdi onun sevdiklerine methiyeler düzüyorum.

Başa geliyor.

Sırf bu yüzden sevgili arkadaşım Savaş Toprak “Yeter be kardeşim müteahhitlere geçirdiğin!” diye çokça sitem etmiştir; ona itiraf ettim, buradan da ilan ediyorum. Ümidim odur ki, başıma gelir.

Çünkü ne gazetecilik ile…

Ne de yazarak belimizi doğrultmamız mümkün değil.

Şükür yine de “emeklilik” payesini sokuşturdu atm’ye bu meslek; hepten yerin dibine sokmuyorum.

Hem de erken sayılacak bir yaşta.

Ama gönül bu…

İstiyor işte…

Mesela otomobil… Erkeğin ikinci hanımı gibidir. Hatta ilkine fark atar birçok yönden… Bu mahrumiyet canımı sıkıyor. (Gerçi şimdilerde kiralama yolunun tercih edilmesi, hadiseye teşbihen yaklaşsak bile, ahlaki bir problem gibi duruyor ama neyse…)

Gazeteci uyanıklığının ve dahi ucundan azıcık kalem tutuyor oluşumuzun sayesinde, işin hemen “fazilet” kısmına yazılıyoruz ki, paranın ve makamın saygınlığı yoksunluğunu, efkâr-ı umuma tercüman olarak perdelemeye çalışıyoruz.

He hocam. Nerede kalmıştık?

Diyordum ki, “Caiz midir böyle bir ayrıcalığa talip olmak! Yani kimseye zararı yok. Alt tarafı üç-beş kat daha fazla çıkacağız.”

Vallahi sordum kaç tane “hocaefendi” titrinden haz duyan muhtereme.

“Hık, mık” net cevap yok!

Fakat birinde baltayı öyle bir taşa vurmuşum ki:

Kulağıma eğildi arkadaşım, “Ulan hoca dediğin belediyede çalışıyor. Bula bula bunu mu buldun soracak!” deyince sofradaki kaşık çatallar vasıtasıyla gürültü çıkarmaya çalıştım.

Ah be Nasreddin Hoca, usulünce yellenmeyi bile öğrenemedik ki, yediğimiz haltı izale edebilelim.

“Üstelik, dedi, 17 dairesi var ve filan rezidansta oturuyor!”

Gürültünün kâr etmeyeceğini anladım.

Velhasıl senin gönlün fetva vermeye meyyal olsun; elbet bir kitap bulursun cevazına…

Dinimiz imkân dini…

Temel Hoca’nın Ramazan’da hanımına söylediği gibi, nihayetinde atmışbir gün tutarsın orucu olur biter.

www.belediyegazetesi.net

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 112 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
FUAT BOL
TBMM 23. Dönem Milletvekili
MURAT BAŞARAN
Gazeteci / Yazar