Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABDURRAHMAN DİLİPAK
Belediyecilik Açısından Çiçek ve Böceklerimiz
23 Haziran 2012 Cumartesi 00:11

3. Kuşak belediyecilik çok farklı ve neşeli bir belediyecilik olacak. E-Devlet, e- belediyecilik, unutun bunları. E-Demokrasi geliyor..  Yönetim değil yönetişim. Yerinden yönetim. Eğitim, sağlık, yerel asayiş , trafik, turizm artık belediyelerin sorumluluğunda olacak. Zabıta yok, şehir polisi var. Yerel yönetim özerklik şartı ile yerel parlementolar oluşacak.

Aslında sistem basit. İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisleri birleşiyor, yerel parlementolar oluşuyor. Muhtarlıklar belediyeye eklemleniyor. Bu günki daire başkanlıklarının yerini yerel bakanlıklar alıyor.. Trafik ve asayiş polisi belediyeye bağlanıyor..

Yeni Anayasadan sonra yeni bir Türkiyenin inşasına başlanacak..

Üniversitelerle daha yakın bir işbirliği sözkonusu olacak. STK lar yönetime akredite olacak.. Bulut teknolojisi ile birlikte e-demokrasi uygulamaları ile bir çok konuda hızlı bir şekilde referandum yapabilecekler. Bir defa seçilince herşey seçilmişlerin, bürokratların eline geçmiyor. Daha transparan bir yapı ve daha etkin bir denetim sözkonusu olacak..

Artık ücret sendikacılığı gibi, ihale belediyeciliği, alt yapı belediyeciliği de bitecek, altyapısı olmayan yere şehir kurulamayacak zaten..

Katılımcı, çoğulcu, şeffaf yeni bir belediyecilik anlayışı bu..

Belediye başkanları, kentin mutluluk ve güvenlik katsayısından sorumlu olacak. Çocukların başarısı, kentin markalaşması, turist sayısı, çocuk ölümleri, evlenme ve boşanma rakamlarının seyri. Suç oranları, hava, su, toprak temizliği. Tiyatro izleyici sayısına kadar, kentle ilgili her şey.

ÇİÇEKLER VE BÖCEKLER DE!

Evet yeni kuşak belediye başkanları, böcekleri sadece yokedilmesi gereken haşerat olarak görmeyecek.. Kaç kuş var, kaç kelebek yaşıyor çevrede, kaç çeşit bitki yetişiyor, ondan da sorumlu olacak. Sokak kedilerinden, köpeklerinden sorumlu olacak..

Kırlangıç popülasyonu, yarasa popülasyonu, topraktaki solucan oranı, yanı yerin altı-üstü, herşey şehr emanetini üslenen iradeye bağlı olacak. Kentlerin refah ve mutluluk katsayısı, güvenlik katsayısı, marka değeri de belediyenin sorumluluğunda olacak..

Artvin Borçka’daki Mahacel vadisi gibi, bir çok özellikli bölgemiz var bizim. Sülük vadileri, şifalı sular, kaplıcalar, balıklar, yılanlar.. Bunları korumak, üretmek, ülke ve dünya ekonomisine kazandırmak başlı başına bir olay. Keşke öğretmenler kendi bölgelerindeki isimleri, deyimleri, kelimeleri derleseler.. Toprağın tarihi, kültürü ile kucaklaşsak..

Kuşkusuz bunlar tek başına belediyenin işi değil. Üniversiteler de tutacak bir ucundan, Odalar da, merkezi hükümet de, uluslar arası örgütlerle de işbirliği yapılacak..

Denizlide de endemik bitkilerimiz var bizim, Hakkari dağlarında da.. Ne orada dolaşan eli silahlı teröristler ve ne de oraya bomba yağdıran askerler, o dağlardaki bitki ve hayvanları düşünüyorlar. Bölgenin canlı florası yıllardır tahrip ediliyor. Bir çok endemik bitkinin varlığının farkında bile değiliz.. Muğlanın Sığla ormanları kimin umurunda. Karamanın manterinin değerini Karamanlılar dışında kaç kişi biliyor..

Dağdaki keçilerimize de sahip çıkacağız, keçi boynuzumuza da. Sahlebimize de..

Belediye başkanları, bölgelerinde kaç çeşit kelebek yaşadığını da bilmeli. Potansiyel olarak yaşayacak türleri de kendi şehrine kazandırmalı.. Ya da yokolan türler neler, ona da bakmamız gerek. Bu anlamda belediyelerde bir referans kütüphanesi de oluşturmalıyız.

Birileri de çıkıp diyebilir ki, biz insanımızı bırakın, yetiştirdiğimiz beyinlere sahip çıkamıyoruz ki, kalkmış sen neden bahsediyorsun! Evet haklısınız ama bu değişim ve dönüşüm hep birlikte olur. Kelebeklere ve bilge insanlara, insanımıza ve toprağımıza, toprağa ve toprağın çocuklarına birlikte sahip çıkacağız..

O coğrafyanın tarihini, kültür mirasını da bilmeliyiz.. Halkın, dili, geleneği, ninnileri, ağıtları, düğünleri, bayramları, törenleri, masalları, mitolojisi, her neyse..

Bunlar yapı envanterinden ve ticari tabela vergisinden , atık su faturalarının takibi  işinden daha önemsiz işler değil..

Böceklersadece haşerat değil, bitkiler, yolunması, kurtulunması gereken “ot” ya da “çalı” değil. Kaldı ki, o otlarda ve çalılarda ne zenginlikler gizle. “Hoşça bak zatına” yeter ki. Onlar bizim için beslenme ve sağlık kaynağı olabilir. Kimi havayı temizler, kimi toprağı tutar, kimi canlı flora için yuva olur. Kimi renk ve güzellik katar hayatımıza, kimi havayı koklatır bize.

Bu dünyada yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımız, söylediğimiz ve söylememiz gerekirken söylemediğimiz herşeyden hesaba çekileceğiz. Sonuçta ya kendi cennetimize kendi sırtımızda tuğla taşıyacağız, ya da kendi cehennemimize kendi sırtımızda odun!

Selam ve dua ile..

 

 

NOT: Belediyelerimiz, endemik bitkiler ve canlı floralar üzerine bir envanter çalışması başlatan , www.hekimzade.com.tr bağlantılı olarak, Geleneksel Tıp Derneği basın danışmanlığı ile daha ayrıntılı bilgi ve işbirliği için temasa geçebilirler.. (İstanbul@hekimzade.com)

hekimzade.jpg

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 742 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
FUAT BOL
TBMM 23. Dönem Milletvekili
MURAT BAŞARAN
Gazeteci / Yazar