Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
M. EMİN GÜNLER
28 Şubat, İSRAİL ve İHALELER!
03 Mart 2011 Perşembe 12:51

** '28 Şubat'ın bir nedeni de üst düzey bir Generalin İsrail'den 150 milyar dolarlık satın alım planıdır'

28 Şubat döneminin kudretli generalinin, yaptığı bir savunma malzeme alım planı var 20 yıla sari olarak. İşte Kara, Hava, Deniz kuvvetlerinin ihtiyaçları için tüm malzemeler için ayrılmış olan projeleri alt alta koyup 150 milyar dolarlık bir alım öngörülüyor yıllara sari olarak. Kendisinden sonra gelen yönetimlerin bu planı aksatmamasını sağlayacak tedbirler almaya çalışmış olması da vardır. 28 Şubat'ın bir çok nedeninden birisi budur, 150 milyar dolar demek öyle akıllara ziyan bir rakamdır. Biz Türkiye olarak bundan sonra hangi düşmanla, (o zaman en büyük tehditin iç düşman olarak belirlendiğine göre) hangi tehdide karşı bu 150 milyar dolarlık bir alımı ön görmüştür. Fakat Türkiye'nin ekonomik imkanları buna el vermedi, uygulanamadı bu. Birde 2002'den sonra gelen yeni iktidar konuya daha milli bir yaklaşım sergilediği için konunun, bu planın akamete uğradığını söylemek mümkün. Bu açıdan da sevindirici tabi.

** '28 Şubat'ın sır olmayan savunma sanayii arşivleri açıklanırsa bir çok soru yanıt bulur'

28 Şubat sürecinden bugüne kadar savunma sanayiine ilişkin arşivlerin milli sır niteliği taşımayan gerçekten ülkenin güvenliğini tehdit etmeyip ama uygulamalarla ilgili arşivlerin açılması halinde pek çok sorunun cevabı aydınlığa kavuşacaktır. Ondan sonra da bugüne kadar yaşadığımız yanlışlıklar bu anlamda yaşanmayacaktır”

** 'M-60 Tanklarının İsrail'e yaptırılan modernizasyon harcaması ile tank üretilirdi!'

28 Şubat sonrasında yapılan M-60 tanklarımızın, F-4 uçaklarımızın, helikopterlerimizin yurtdışında yaptırdığımız modernizasyonları var. Bir tanesini ben inceledik. Somut örnek istiyorsanız Türkiye'nin elindeki eski tankları, ismini de vererek söyleyeyim, M-60 tanklarını İsrail'e modernize ettirmek için birkaç defa yaptığı harcamayla Türkiye'de tank üretmesi işten bile değildi, bu kadar açık. Bu modernizasyonların yani gövde aynı kalmak suretiyle üzerindeki savaş sistemlerini, motorunu vs. modifiye etmek veya geliştirmek, bir üst versiyonunu koymaktan öte bir şey değil ayrıca modernizasyonunun Türkiye'de yapılabilme imkanı var idi. Örneğin Türkiye'de MKE'nin Maksam işletmesinin tank modernizasyonu yapabilecek bir kabiliyeti vardı. Yine tank topu ve namlu üretebildiği herkesin malumu. Aynı şekilde modernizasyonda motor imalatı da Türkiye'de vardı. MTU'yu GD lisansıyla Nurol üretiyordu. Transmisyon imalatında Alison transmisyonları… Arifiye'deki Kara Kuvvetlerinin en büyük ana bakım merkezi her türlü tırtıllı aracın paletini, vs. üretir. Atış kontrol ve stabilizasyon sistemini ASELSAN zaten yapıyor. Bugün de yapıyor, o gün de yapıyordu. Dolayısıyla yangın söndürme gibi bazı küçük aksam ve sistemlerin sivil endüstrilerden karşılanması çok mümkün. Geriye de hiçbir şey kalmış değil. Dolayısıyla un, yağ, şeker, usta var ama helva yok.' 28 Şubat zihniyetinin milli çıkarları ön plana çıkartmak yerine, kendi ve israil’in çıkarlarını ön plana çıkartmasından dolayı bu helva yaptırılmamıştır.

** 'Türk firması 1997'de yerli Heron üretti, TSK ihtiyacı varken almadı'

Türkiye, insansız hava aracını yapmayı başarmıştı. Konyalı bir firma. 1997'de başlamıştı, 99 yılında da başarılı bir şekilde uçurmuştu. 2 yıllık bir çalışmanın sonunda. Yazılımı da yerliydi, her şeyi yerli. Şimdi bu ilginçtir, bu İHA'lar o gün ihtiyaç olmasına rağmen alınmadı. Daha sonra işte Heron maceramız başladı. İşin birde tezat bir tarafı daha var. İsrail'in devlet düzeyinde savunma işbirliğine önem verildiği bu 28 Şubat sürecinde yapılan bu engellemeler ve İHA'lara en fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde siparişsiz bırakılma sonucu bu firma kapandı. Ondan sonrada bir klasik olan havacılık klasiğimiz diyelim bu Heronlar alındı. Ancak şu anda halen bundan sonra konuyla ilgili 2 tane firma dedim hatta bir üçüncüsü ile ilgili görüşmeler yapıldı, belli anlaşmalarda var bildiğim kadarıyla. Bunlar çalışmalarını sürdürüyorlar.

** 'Savunma Sanayii Müsteşarlığı büyük projelerde bağımsız değil, manipüle ediliyor'

Savunma Sanayi Müsteşarlığı büyük savunma projelerini yönetirken tümüyle bağımsız hareket etmiyor. Daha açık söyleyeyim kurum dışı etkilerin olduğunu biliyoruz. Bu etkiler kurumun kuruluş yasasına da aykırı olarak halen görevde ya da emekli askeri personel ile kurumun politikaları, genelkurmayın tedarik politikaları uyuşmadığı zaman kurumun manipüle edilmesi gibi bir netice oluşur.  Bu kuruma siz emekli ya da askeri personeli görevlendirirseniz, atanmasını sağlarsanız, sağlayan kişinin istediği şekilde kararların çıkmasını da temin edersiniz. Dolayısıyla Savunma Sanayi İcra Kurulu'nun önüne alınması gereken kararları getirirsiniz. Savunma Sanayi Müsteşarlığı, her şeyiyle kendisine yeterli hale getirilerek daha bağımsız bir şekilde kanunla kendisine verilmiş olan görevleri yerine getirebilecek durumda olmalıdır, dış müdahalelere mümkün mertebe kapalı olmalıdır. Şöyle ki; bir proje alımı yapılacağı zaman bu proje üzerinde teknik heyet oluşturuyor. Bu heyetin zaten çoğunluğu asker kökenli, yani bunlara emir komuta zinciri içerinden müdahale etmek çok basit, heyete hangi ürün üzerine yoğunlaşacağı önceden bildiriliyor, teknik heyet diğer ürünlerin olumsuzluklarını rapor ederler, alımına karar verilen (kesinlikle İsrail ürünü) projeler teknik heyetten de geçer ve bu şekilde askeri yararlar gözetilmiş denilerek Savunma Sanayi İcra Kurulunun önüne pişirilmiş bir şekilde gelir, zaten 2002’den önceki hükümetler ister istemez bunu imzalarlar, Zaten sıkıntıda 2002’den sonra kaynaklı, çünkü 2002’den sonra imzalanan bütün projeler Milli çıkarlar gözetilerek imzalanmış ve çoğunlukla yerli kaynaklı milli projelerdir. Zaten bir ülkenin hükümeti ile İsrail devleti iyi geçinmiyorsa bilelim ki o ülke doğru yoldadır.

** 'ASELSAN intiharları kesinlikle şüphelidir, yeniden incelenmelidir'

ASELSAN intiharları kesinlikle şüpheli olup, kamuoyu bu konuda bir rahatlama içerisinde değil. Neden değil? Ben ölen mühendislerden bir tanesinin babasını tanıyorum. Babasının konuyla ilgili savcılığa verdiği dilekçeyi de gördüm. Dilekçedeki konular oldukça ürpertici konular. Bunlar uçakların AEF sistemlerinin dost düşman ayırma sistemlerindeki yazılımlar konusunda belli başarılar elde etmişler hatta bunların millileştirilmesini yapabileceğini öğrenmiş bulunuyoruz. Diğer dikkat çekici bir konunun da Irak’ın işgali sırasında ne hikmetse Irak uçaklarının hiç birinin de havalanamaması. Çünkü Irak’ın bütün uçaklarının yazılımlarının milli olmaması ABD veya İsrail’e bağımlı olması sebebi ile uçaklar uydudan kilitlenmiş ve uçuşlarına izin verilmemiştir. Bizim mühendislerimizde bu konuyu çok iyi bilen kişiler olarak olaya milli çıkarlar boyutundan yaklaşmış ve yazılımlarımızı herhangi bir dış müdahalelere karşı millileştirmeyi başarmışlardır. Ama sanırım bu olay onların canlarına mal olmuştur. Dolayısıyla bugün yapılması gereken bu konu özel olarak takip edilip kamuoyunu rahatlatacak şekilde bunların ölümlerinin arkasındaki sırlar açıklanmalı ve bir kez daha incelenmeli.

www.belediyegazetesi.net

 

Bu yazı toplam 916 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
HULUSİ ŞENTÜRK
TSE Bşk./Yerel Yönetimler Uzmanı
Prof. Dr. HASAN FEHİM ÜÇIŞIK
Doğuş Üni. Hukuk Fak. Dekanı
CEVDET TELLİOĞLU
İletişim Stratejileri Uzmanı